Kitap Yazmak Yerine Blog Yazdım Hayatım Değişti
Kitap yazmak, blog yazmak veya daha genel tanımlamak gerekirse yazar olmak isteyenlerin muhakkak okuması gereken bir deneyim yazısı hazırladım.
Yazar olmak isteyenler için bir nevi yol haritası niteliğinde olan bu hikayemi pür dikkat okursanız, bundan böyle “çöllerde kutup ayıları ile karşılaşır mıyım?” endişesinden kurtulabilirsiniz.
Hatta belki de pencereyi açıp oturduğunuz şehre “seni yeneceğim İstanbul!” şeklinde haykırabilirsiniz. 🙂 Söz veriyorum! En azından profesyonel anlamda yazar olmanın ve bu işi meslek edinmenin çok net (işe yaramış) yöntemlerinden birini okumuş olacaksınız.
Yıllar önce (2011 yılında) kitap yazmaya karar vermiş ve kitap yazma hakkında hiçbir araştırma yapmadan harekete geçmiştim. Çünkü hemen başlamazsam aşağıdaki soruların kafamı karıştıracağını biliyordum.
İlk Kez Kitap Yazacak Olanların Genellikle Cevap Aradığı Soruları Buldum
- Kitap nasıl yazılır, metot bilmek gerekir mi?
- Yaratıcı yazarlık kursu veya benzer kurslara gitmeli miyim?
- Kitabım kaç sayfa olmalı?
- Kitap yazma maliyeti nedir?
- Kitap yazarak ne kadar para kazanılır? (Özellikle de tek işimiz bu olsun istiyorsak, kitap yazmak ne kadar kazandırır bilmek isteriz değil mi?)
- Kitap yazmak için gerekenler neler?
- Kitabımı nasıl tanıtabilirim?
- Kitap bastırmak için nereyle, kiminle görüşmeliyim?
Yukarıdaki soruları ben de düşünmüştüm. Yani, kitabın yazımından basımına, basımından tanıtımına, pazarlanmasından satışına kadar bir çok süreçten geçecektim. Bu süreçleri araştırmak veya çözüm aramak kitap yazmaya başlamamı geciktirecek ve belki de ertelememe sebep olacaktı. Fakat ben buna müsaade etmedim.
Yazarı Spencer Johnson olan “Peynirimi kim kaptı?” isimli kitabı yeni bitirmiştim ki oradan aldığım gazla direkt yeni word dosyası açıp yazmaya başladım. Kitabın konusu da pazarlama teknikleri ve kişinin kendini pazarlayabilmesiydi. Şu an bir roman yazmaktayım o ayrı.
Satış ve pazarlama konulu kitabım için A4 ile görselsiz toplam 80 küsür sayfa yazdığımda yıl 2012 olmuştu. A4 ile 80 sayfa, yaklaşık 120 kitap sayfası (A5) eder.
Artık bastırmak istediğim kitap hakkında eleştiri, yorum ve çeşitli geri bildirimlere ihtiyacım vardı çünkü konuyu toparlayıp kitabı bitirmek üzereydim. Yaşça olgun ve kariyerinde iyi yerlere gelmiş iş arkadaşlarımdan (bölge müdürü, eğitim sorumlusu vs) kitabımı okuyup yorum yapmalarını istedim. Aldığım geri bildirimler çok mutlu ediciydi. Hem “bu kadarını beklemiyordum” şeklinde itiraflar hem de “sen çok iyi yerlere geleceksin” şeklinde motive edici yorumlar aldım. Tüm bunlar, henüz basılmamış ve bitmemiş kitabımın o insanlar üzerinde bıraktığı etkiyi işaret ediyordu.
Derhal yayınevi araştırmaya başladım. Kitap bastırıp yayınlatmak için neler gerekiyor bilmiyordum. Tek bildiğim okumaya değer bir kitap yazmış olmamdı. Bundan emindim. Yukarıda maddeler halinde bahsettiğim soruları araştırmaya başlamıştım. Kitap yayınlatmak hakkında araştırma yaptıkça şunu fark ediyordum:
Kitap yazmak ve kitabı yayınlatmak işin en kolay kısmıymış. Yeteneğin varsa yazıyorsun, paran varsa bir yayınevi ile anlaşıp anında kitabı bastırabiliyorsun.
Peki ya sonra?
- Kitabın pazarlanması nasıl olacak?
- Acaba kitap satılacak mı?
- Harcadığım paraya ve emeğe değecek mi?
- Arama motorlarına Bünyamin Kapıcıoğlu yazınca hiçbir şey çıkmıyordu. Kimse beni tanımıyordu. Dolayısıyla, insanlar kitabımı satın alacak mı?
- Neden alsınlar?
- Hangi yayınevi ile anlaşmalıyım?
- Yoksa kitabım raflarda tozlanıp beni yazarlığa küstürecek mi?
Tüm bu sorular uykularımı kaçıracak boyuta gelmişti. Sonra yıllardır ilgilenmediğim blog siteme halen daha günde 50-100 kişinin girdiğini hatırladım. Hemen bir strateji oluşturdum. Oluşturduğum strateji basitti.
Şöyle:
Niş konulu bir blog açacaktım. Tabi ki blog konusu pazarlama ve kariyer edinme üzerine olacaktı çünkü kitabıma paralel bir konu bulmalı ve kitabın ilgi görüp görmeyeceğini test etmeliydim. Eğer test olumlu sonuçlar verirse bir miktar sabit takipçiye ulaşacağım da kesindi. Yani, yazılarım ilgi görürse mail abonelerim, sosyal medya takipçilerim olacaktı. Bununla birlikte, hiçbir alarm sistemi oluşturmayan sadakatli ziyaretçilerim ve adımı anımsayan insanlar (marka bilinirliği gibi düşünün) olacaktı.
Bir insanın blog sitemi takip etmesinin, yazılarımı beğenmek dışında başka ne sebebi olabilir ki? Kısacası yazar kimliğimle “topluluk oluşturma” işini gerçekleştirecektim.
Peki topluluk oluşturmanın, yani takipçi edinme veya isim bilinirliği sağlamanın bana ne faydası olacaktı?
Topluluk oluşturmayı başarabilirsek ilk kitabımızı okumak veya satın almak isteyecek bir miktar gönüllüye de ulaşmış oluruz değil mi? Üstelik sadece kitap değil, blog, şarkı sözü, reklam senaryosu gibi aklınıza gelebilecek birçok alanda, yaptığınız işin ilk alıcıları hazır oluyor. Alıcı dediğim de sizin yazılarınızı seven ve sizi bu yüzden takip eden okurlar veya firmalardır.
Benim yazar olma yolculuğum böyle başladı ve sonra kapı kapıyı açtı.
Önce Blog Yazarı Oldum ve Sonra Bakın Neler Oldu?
Hiçbir maddi karşılık beklemeden, bir çok insanın gelir potansiyeline olumlu etki edecek benzersiz yazılar paylaştım. Bugüne dek paylaştığım yazılardan 3-4 adet kitap çıkabilirdi ancak hiç tanınmayan bir yazarın kitapları ne kadar okunurdu muamma. O yüzden tüm bu kaynakları, tamamen ücretsiz paylaşarak insanlara faydalı olmaya, bunu yaparken de yazar kimliğimle tanınmaya çalıştım.
Bu blogda deneyimlerimi paylaşmaya başladığımda günlük 5-10 ziyaretçim var ya da yoktu. Bir süre böyle çok az ziyaretçi ile yazmaya devam ettim. Google’ın beni fark etmesi, blog yazılarıma değer vermesi ve arama sonuçlarında bir nebze bulunabilir yerlere koyması 6 ay sürdü.
6. aydan 1. yıla kadar günlük ziyaretçi sayım 800’lere çıktı. O zamanlar bu rakam beni mest ediyor, karnına masaj yapılan kedi gibi sırt üstü şıltanmamı sağlıyordu. Bu rakam yükselmeye devam etti ve günlük 2500 yeni ziyaretçilere kadar yükseldi. Aslında ziyaretçinin sayıca çok olmasından ziyade nitelikli olması daha önemliydi.
Neden mi?
Bu blog sayesinde, başta firmaların pazarlama departmanlarında yöneticilik veya içerik üretimi tarafında yazarlık teklifleri olmak üzere, çok çeşitli iş teklifleri aldım. İlk başlarda gelen teklifler arasından ağırlıklı olarak freelance metin yazarlığı tekliflerini değerlendirdim. Kurumsal firmalara tanıtım yazıları hazırladım. Katalog yazıları, hakkımızda sayfaları, reklam metinleri vs. derken, bir çok alanda iş deneyimi edindim. İnsanlar, bloğum vasıtasıyla bir şekilde bana ulaşıyordu.
Bloğum tam 3. yılını doldurduğunda mükemmel çalışma şartlarına sahip, tam da hayal ettiğim gibi bir iş teklifi aldım ve istifamı verip gelen teklifi değerlendirmek üzere iş değişikliği yaptım. Şu an ben yazarlık yaptığım firmadan maaş alıyor ve yazdığım blog yazıları sayesinde bu blogdan reklam geliri elde ediyorum. Bloğumun aylık reklam getirisi asgari ücretin üzerinde. Demek ki yazar olarak para kazanmanın (hayatımızı yazar olarak idame ettirmenin) tek yolu kitap yazmak değilmiş 😉 Artık kitap yazmak maddi getirisinden ziyade vizyonumuzu tamamlamaya yönelik bir hamle olur.
İşte, tüm bu imkanları sağlayan araç blog sitem oldu!
Hatta ilk olarak kitap yazma düşüncesiyle başlayan ve adeta bana okul olan blog yazarlığı maceram, profesyonel şarkı sözü yazarlığıyla devam etti. “Profesyonel” kelimesini özellikle vurguluyorum çünkü bu kelime her ne kadar “ustalık” anlamında kullanılsa da esasen birinci anlamı şudur: Bir işi, ücret karşılığında yapabilen kişiye “profesyonel” denir.
Ben her ne kadar bu işleri sevdiğimden yapsam da birilerinin yaptığım işe karşılık bir bedel ödemeyi kabul etmesi hoş bir durum elbette. Aynı zamanda yapılan işin sürdürülebilir olması için önemli bir durum. Aksi halde geçimimi sürdürebilmek için yazarlık dışında başka işler yapmam gerekir ve yazmaya yeterince vakit ayıramamış olurum.
Yazarlık: Blog Yazarlığından Şarkı Sözü Yazarlığına Kadar Geniş Bir Alan Aslında!
Kitabım henüz yayınlanmadı ama konusu açılmışken sözleri bana ait ve yayınlanmış bir şarkıyı paylaşayım.
Beğeni ve yorumlarınızla destek olursanız müteşekkir olurum.
Buraya kadar, blog yazmanın size sunabileceği fırsatlardan bahsetmeye çalıştım. Bununla birlikte, blog sitenizi ziyaret edenlerin sayıca çok olmasından ziyade nitelikli ziyaretçiler olmasının daha önemli olduğunu anlatmaya çalıştım.
O yüzden naçizane önerim: Sırf siteme daha fazla ziyaretçi gelsin düşüncesiyle, her konuda içerik yazmaya kalkmayın. Bir hedef kitleniz olsun ve sizi kimlerin fark etmesini ya da okumasını istiyorsanız o alanda yazın. Edebiyat severler mi, makine mühendisleri mi, satış veya pazarlama konularıyla ilgilenenler mi? Bir yazar olarak kimlere hitap etmek istiyorsunuz?
Burası önemli çünkü sağdan soldan içerik bulup bunları derleyen kişiye yazar denmez; editör denir. Dolayısıyla siz yazar olmak istiyorsanız özgün yazmanızı ve en iyi bildiğiniz konularda içerik üreterek başlamanızı öneririm. Yok ama editör veya sadece blogger olarak kalmak istiyorsanız o zaman başka!
Bu yazıyı rehber olması amacıyla yazdığım için, bizzat kendi deneyimlerimden bahsederek ilerliyorum. Bunların, blog veya kitap yazmak isteyenlere fikir vereceğine inanıyorum.
Peki
Kitap Yazmak Ne Kadar Kazandırır?
Buraya kadar şunu çok net ifade etmiş olmalıyım: Yazar olmak için illa bir kitap yazmış olmanız gerekmiyor. Şayet yazarlığı bir meslek olarak ele alacaksanız ve tek işiniz –dolayısıyla tek gelir kaynağınız– bu olacaksa, kitap yazarlığından çok daha kazançlı yazım alanları olduğunu bilmenizi isterim.
Kitap yazmanın bir gelir kapısı olarak görülmemesini öneriyorum. Şahsen ben kitap yazmayı kendimi tamamlama isteği veya duygusal tatmin için istiyorum.
Aynı zamanda “kitap yazmak ne kadar kazandırır?” diye düşünmenin, Türkiye gibi ülkelerde yersiz bir merak olduğunu söyleyebilirim. 13. baskısını satan bir arkadaşımdan biliyorum; değil geçimini sağlamak, harçlıktan öteye gitmiyor kazancı.
Türkiye’de Kitap Yazarak Para Kazanmak, Genellikle Birbirine Zıt İki Durumda Mümkündür:
- Eğer bir edebiyat üstadıysanız kazanabilirsiniz. Aziz Nesin, Sabahattin Ali, Orhan Pamuk gibi çok uç (ileri düzey) örneklerden bahsediyorum.
- Ya da birinci maddenin tam zıttı olup bomboş içerikler (tılsımlı kitap, kişisel gelişim adı altında pohpohlayıcı kitap vb. içerikler) yazarsanız yine iyi paralar kazanabilirsiniz.
Bu sadece kitaplar için geçerli değil. İçeriğin doğasında bu vardır. En çok parayı avam tabakaya hitap eden içerikler veya tam tersine üst düzey içerikler kazanır. Ortalama veya makul içerikler pek para kazandırmıyor maalesef.
Öyleyse Tanınan Bir Yazar Olmak için Çabalamanın Ne Anlamı var?
Anlamı şu:
Nasıl ki bir aşçı, yaptığı yemeğin tüketilmesini istiyorsa, içerik üreten kişiler de o içeriğin tüketilmesini isterler.
Özellikle ilk kitabını yazmak isteyenler için tanınma konusunun neden önemli olduğunu anlatmıştım. Çünkü tüketiciler daha çok bildiği markaları tüketmek ister ve bir kitabın yazarı (yazar ismi) aslında o kitabın markasıdır.
Bir kitleye sahip olmanın veya tanınmanın çok sayıda avantajı olabilir ama sırf şunu deneyim edinenler bile beni çok iyi anlayacaktır:
Tanınan bir yazar veya takipçileri olan biri olarak yayınevlerine başvurmak ile hiç tanınmayan bir yazar olarak başvurmak arasında çok fark oluyor. Dünyanın en güzel kitabını bile yazsanız, eğer tanınmayan bir yazarsanız, yayınevlerinin büyük ön yargılarıyla karşılaşabilirsiniz. Bu da sizin, henüz başlamadığınız bir yoldan geri dönmenize bile sebep olabilir. Motivasyonunuz bozulabilir veya bir türlü şans bulamayıp yılabilirsiniz.
Hadi hiç adı bilinmeyen bir yazar olarak ilk kitabınızı bastırmayı başardınız diyelim, bu defa da insanların hiç bilinmeyen bir yazarın kitabına şans verip okuma olasılığı düşük olabilir. Aslında çok başarılı bir kitap yazmış olmanıza rağmen, okurlar kitabınıza şans verip okumadığı için kötü bir yazar olduğunuzu düşünmeye (yanılmaya) başlayabilirsiniz.
Mutlaka böyle olur veya olacak demiyorum. Sadece Türkiye’deki okumayı seven insan sayısının azlığını düşünürsek, bu ihtimalleri hesaplamakta fayda var, diyorum.
O yüzden, henüz yazarlığı bir meslek haline getirmediyseniz ve buna karşılık yazar olmak istiyorsanız, önce blog yazarak başlayabilirsiniz. Bir blog, hayatınızı değiştirebilir.
Kim bilir, belki de bu yazıyı okuyan yazar adayları saatte 140 KM hıza ulaşabilen bir çita gibi hızla blog yazmaya başlar 🙂 Neden olmasın? Blog yazmaya başlamak sandığınız kadar meşakkatli bir iş değil. Sadece şu yazıyı takip ederek kendi bloğunuzu kolayca oluşturabilirsiniz: Blog açmak.
Eğer blog yazılarımız güzel dönüşümler sağlıyorsa şu an kitap yazmak için daha sağlam temeller üzerinde olmalıyız. Öyleyse tam olarak “şimdi” kitap yazabiliriz.
ÖZETLEMEK GEREKİRSE
Yazarlık yaparak hayatımızı idame ettirme veya kitap yazma gibi amaçlarımız varsa ne derece başarılı olacağımızı ölçümlemenin en iyi yolu blog yazmak olacaktır. Blog yazarak isim bilinirliği yaratabilir, topluluk oluşturabilir ve gelir elde edebilirsiniz. Oluşturduğunuz topluluk bundan sonra yazılarınızla veya kitaplarınızla ilgilenen gönüllü insanlardan oluşacaktır. Dolayısıyla “kitap yazsam okuyan olur mu?” endişesinden kurtulabilirsiniz.
Bu Arada, Merak Ediyorum:
- Ücretsiz kitap hediye etsem okur musunuz?
- Kitabım D&R gibi yerlerde satılıyor olsa satın alır mısınız?
- Parti kursam oy verir misiniz?
İster bu 3 sorudan ilk 2’sine; isterseniz bu yazı hakkındaki genel düşüncelerinize yer verdiğiniz yorumlarınızı muhakkak bekliyorum. Yorumlarınız benim için ve diğer okuyucular için çok önemli.
1-Evet,okurum.
2-Hayır,İnternetten alırım.
3-Siz partiye bir kurun önce de sonra düşünürüz!
İlk 2 soruya olumlu yanıt almak gayet mutlu edici ve yeterli. Teşekkür ederim. Oy vermezseniz de haklısınız çünkü siyaset benim işim değil. En ufak potansiyel görseydim kendimde şimdi bir politika bloğu kurmaz mıydım 😀
Evet Severek okurum
Sevgili Bünyamin hocam kitabını satın da alırım hediyeni de geri çevirmem 🙂 çünkü işini iyi yapan ehil blog yazarlarından birisin.parti kursan oy verir miyim orası meçhul 😊
Mesaj alınmıştır 🙂 Teşekkür ederim
🙂 Harbiden öyle.
1 ile 2’ye evet 3’e hayır.Parti işleri sıktı artık sizlik bir durum yok.:)
Saygı duyuyorum. Siyaset ve politika benim işim değil zaten. Haklısınız 😉
Merhaba hızlıadam yazılarınızı zevkle okuyorum. yazılarınız okuyucuları motive ettigini düşünüyoyorum.sizin yazılarınızdan ilham alarak bende yazmaya çalışıyorum eger kitabiniz okıyucuya deger katıyorsa kitabınızı okurum satında alırım.sizi takibe devam ediyorum.parti kursanız oy verirmiyim önce partinizin içerigini anladıkdan sonra karar veririm.iyi bloglamalar hızlıadam tüm blog camiasının kurban bayramını kutlarım.
Parti kursam oy verme ihtimaliniz de var yani 🙂 Teşekkür ederim. Kitap yazarsam emin olun yine okuyucuya fayda sağlama prensibiyle yazarım. İyi bayramlar
Bir kitap yazıp masraflarını karşılamak, sonra kitapçı raflarında satılmayı beklemek ve diğerlerinin arasından sıyrılmak gerçekten zor. Ben de kitap yazmayı hala düşünüyorum ama 11 yıllık bloga da sahibim😊
Son iki yıldır kendi alan adımla ilerliyorum ve şu an 1.8 milyon okunmaya ulaştım. Kitap yazsam bu kadar kişiye ulaşır mıydım, sanmıyorum.
Siz en iyisini yapmışsınız, başarılarınızın devamını diliyorum. Bu bilinirlik sonrası zaten kitap çıkarmanız daha kolay olacak. İyi bayramlar..
Yaklaşık aynı şeyleri düşünüp aynı süreçlerden geçmiş biri olarak düşünce ve tecrübelerinizi paylaştığınız için teşekkür ederim. İyi bloglarınız olsun…
Kendim için bir şeyler yapmam gerektiğini düşündüğüm ve harekete geçmek için bir araştırma yapmaya başladığım anda sizin yazınız çıktı karşıma. Sabırlı ve azimli olunca başarıya ulaşmanın çok da zor olmayacağı mesajını aldım ve baya bi gaza geldim :))) siz yıllar önce açmışsınız bu blogu gerçi yazımı görür müsünüz bilmiyorum ama yazmadan da durmadım. :)) ben de pazarlama üzerine eğitim aldım ve bu konu üzerine yoğunlaşmayı seviyorum. Yazılarınızı takip edeceğim. Ve son olarak kitabınıza ulaşırsam mutlaka okuyacağım. He hediye etseniz de hayır demezdim o ayrı 😉
Evet, yıllar önce yazdım ama halen daha buralardayım. En azından yorumları kontrol ediyorum 🙂 Eskisi kadar olmasa da halen blog yazmaya devam ediyorum. Şu sıralar diğer blog siteme ( http://www.miskinadam.com ) daha fazla ağırlık vermeye başladım. Ticari kaygılarım olmadan, sadece içimden gelenleri yazdığım bir yer orası.
Oturdum bir kitap daha yazdım ama onu da yayınlatmadım:)Sonraaa, şarkı sözü yazıp sattım. Şarkı sözü yazma işini sevdim. Biraz da o tarafa ağırlık vereceğim. Siz de bir yerlerden başlayın. Gördüğünüz gibi, yine “yazar” tanımı altında bambaşka alanlara sürüklenmek mümkün.
Blog tutuyoruz, tutuyoruz lakin verdigimiz emegin karsiligini alamayinca motivasyonumuz dusuyor. Kilit nokta da bu oluyor.
Bu arada ilk 2 soruya hayir 3.ye evet. Biz turkler olarak okuma aliskanligimiz pek yok, yalana da gerek yok
Al bi de burdan yak 🙂 Kuzen, çok karamsar gördüm seni ya. Biz Türkler öyle basite alınacak insanlar değiliz. Çokça okuyanımız da var. Okuyan kitleyi yakalayabilmek önemli. Okumayı sevenler sayesinde hayatımı idame ettirirken “biz Türkler” şeklinde başlayan serzenişini desteklemem de şahsım adına aç gözlülük olur. Okuyoruz işte, sen de okuyorsun. Bak ilgini çekmiş okumuşsun. Biz Türk yazarlar yeterince ilgi çekemiyoruz dersen katılırım ama okuma konusunda sıkıntımız yok bence 😉
Evet, evet, evet 🙂 genel anlamda kitap alışverişimi internetten yapıyorum. Ama zaman zaman d&r raflarında gezinmeyide seviyorum. Hep destek tam destek yani sevgilerimle
Beğeniyor olmanız ve beğenmesem dahi sırf destek olmak için alırım anlayışında olmanız tüm yazarlar adına mutlu edici. Teşekkür ederim
Küçük bir yanlış anlaşılma olmuş, beğenmesemde destek olmak için alırım demek istemedim. Sizin attığınız her adımda destek olurum anlamında, yazılarınızın ve bilginizin kalitesi ortada, yapacağınız her çalışma kaliteli olacaktır.
Çok teşekkür ederim Halise hanım. Eksik olmayın
Yazılarınızı kitaptan okumak ayrı bir güzel olur. Yani neden olmasın 🙂
Teşekkür ederim. Bu bildirimleri değerlendirmek de nasip olur inşallah
Öncelikle yaziniz için teşekkür ediyorum ve basarilarinizin devamını diliyorum.Sorulariniza gelince evet kitabınızı okurum ve satın alırım siyaset konusuna gelince bence yazmak daha yerinde olur zaten yazilariniz fikirlerinizi yansitir bu da insanlara her konuda ışık tutar diye düşünüyorum saygılarımla.
Yazı çok mantıklı ancak kitap para kazanma amacıyla yazılmamalı bana kalırsa yoksa hüsranla sonuçlanma olasılığı çok yüksek.
Dediğine katılıyorum ancak kitaba harcanan bütçenin geri kazanılması çok önemli bence. Aksi halde sırf sükse için yazılmış demektir. Öyle ya kendi masrafını dahi geri kazanamayan bir kitap başarısız olmuş demektir. Kitabın satılma oranı bir nevi başarı kriteri oluyor. Makalede dediğim gibi. Şu saatten sonra yazmak ise vizyonumuzu tamamlamak olur çünkü kitaptan daha yüksek getirisi olan blog yazarlığını zaten yapıyoruz 😉
Haftada bir sitenize girer makalelerinizden birini okurum
İlgi alakanız için çok teşekkür ederim. Eksik olmayın
Bu bloğuna ikinci kez gelişim hocam tek kelimeyle harika bu arada hediye kitap için adres vereyim mi heleki pazarlama üzerine olursa tadından yenmez
Motive edici yorumun için teşekkür ederim. Kitap konusuna gelirsek henüz bitmiş bir kitabım yok. Önceden yazdığım kitabı bu blogda çeşitli başlıklar altında komple paylaştım. Kitap hediye etsem okur musunuz sorusunu şu yüzden soruyorum:
Ücretli veya ücretsiz, blog takipçilerinin kitap okumaya karşı isteğini ölçümleyebilmek, tahmin yapabilmek için.
Sürekli düşünen biriyim hep iyi bir fikir bulmaya çalışıyorum. Ne zaman umutsuzluğa düşsem buraya gelip yeni bir makale okuyunca yeniden daha bir istekle beni bekleyen o müthiş fikri düşünmeye devam ediyorum. Soruların cevaplarına gelince;
1- Evet
2- Evet
3- Siyaset doğruları konuşan bir insan için fazla zor, yazar olarak böyle çok iyisiniz 😉
Tam da bugün “umutsuzluğa düştüğümüzde veya enerjimiz azaldığında nasıl motive oluruz?” ile ilgili birkaç paragraf geldi aklıma. Bunun belki birçok yöntemi vardır ama benim kendi yöntemlerimden birini kaleme almaya karar vermiştim. Yeni bir bilgi değil ama paylaşmaya değer olduğunu düşünüyorum. En kısa zamanda kaleme alacağım inşallah. Makalelerimi motive edici bulmanız da beni motive ediyor. Çok teşekkür ederim
Sabırla bekliyorum, teşekkür ederim 🙂
İlham verici akla gelmeyen konular… Blogunuzu beğenerek takip ediyorum.
Teşekkür ederim. Akla gelmeyen değil; not almayı unuttuğumuz konular diyelim 😉 Olur olmaz anda aklıma konu gelince hemen not alırım. Bunu da diğer yazar arkadaşlarla paylaşmış olalım (birkaç makalemde paylaşmıştım). Yorum için teşekkür ederim
Sevgili hizli adam,
Blog yazmaya ilk basladigimda kesfedip takibe almistim sizi. Her yazinizi okudum diyemem ama mail kutuma gelen basliklari ilgimi cekenleri okumaya calistim, bu yaziniz da buna dahil.
Simdi sorarim size, hic yazdiklariniza bakip kendinize yabancilastiginiz oluyor mu? Yahu dusundugum aslinda tam olarak bu degildi ama niye boyle ifade etmisim ki dediginiz peki? Insan dusunduklerini konusurak mi daha iyi aktarabiliyor karsi tarafa yoksa yazarak mi? Bu baglamda vlogun blogun onune gecmis olmasi artik yadsinamaz bir durum mu sizce de? Kafalar karisik.
1- okurum
2-belki.
3-hayatta o kadar dibi gormemenizi dilerim.
Sevgilerrr
Yazdıklarımı defalarca okuma hastalığım var. Özellikle ilginç veya detaycı yorumlar geldiğinde döner tekrar okurum. “Ne yazmıştım ki ben?” diye düşünürüm fakat okurken yazdıklarıma yabancılık çekmem. Okudukça bir sonraki cümleyi hatırlarım. Bazı insanlar sözlü iletişimde bazıları ise yazılı iletişimde daha iyidir. Popüler Vlogger’ların iyi birer blogger olamayacaklarına dair iddiaya girebilirim. Çok iyi bloggerların da iyi bir vlogger olamayacağını düşünüyorum. (Vasıfları her ikisine uygun olan istisna kişiler hariç tabi. Vardır öyleleri de) Herkes kendi vasıflarıyla ön plana çıkıyor. Vloglardan etkilenip blog yazarlığının pabucunu dama atmamanızı öneririm.
Hocam faydalı bir paylaşım olmuş teşekkürler.
Öncelikle hakikaten feyz alınan bir yazı. Bu işe oldukça heves eden biri olarak hergün özgün ve belirli bir kalitede içerik üretebilen biri için sizin geldiğiniz noktalara ulaşmak sizce mümkün müdür? yasamsarmali.blogspot.com.tr için böyle bir potansiyel olabilir mi sizce?
Konu seçimi neredeyse hiçbir sınırlandırma içermediği için biraz çileli bir yolculuk olabilir. Yaşam ve insan dediğiniz zaman neredeyse her konuda içerik yayınlayabileceğinizi düşünüyorum. Özel bir alana yönelmemiş, özel kitlelere hitap etmeyen blogları çok şanslı görmüyorum. Hevesinizi kaçırmak istemem ve her konuda içerik paylaştığı halde çok iyi yerlere gelmiş blogların da var olduğunu belirtmek isterim. Ben sadece, bu işin daha kolayı var demek istiyorum. Niş blog konsepti oluşturun
Aydınlatıcı ve yol gösterici cevabınız için teşekkür ederim. Sizce bloğumda yer verdiğim konular içerisinde niş olarak seçip ona odaklanabileceğim konular var mı? Ya da bizim gibi yeni blog yazmaya başlamış kişilere tavsiye edebileceğiniz nişler var mı?
Blog konusu tavsiye edemem çünkü en iyi hangi konuda içerik üretebileceğinizi veya uzmanlık alanınızı bilmiyorum. Bu soruyu bence başkasına değil kendinize sormanız gerekir. “Ben hangi konuda daha faydalı içerik üretebilirim?”
1. Seve seve okurum
2. Alırım
3. Bence parti işi senlik değil hocam,bence sen bir pazarlama konferanslari falan yap yılda 1 kere de olsa toplanalim,blogunun okurlari olarak.
3. şıkkı tamamen mizah olsun diye yazmıştım ama bir çok takipçim 3. soruya da cevap verdi 🙂 Sanırım siz de benle şekerleme yapıyorsunuz 🙂 Yorumunuz gerçekten onurize edici. Konferans fikri de üzerinde düşünmeye değer. Bir ara yotube videoları yayınlayarak takipçilerime sunumlar yapmayı planladım ama sadece kameranın karşısına geçmek yetmiyor. Gerçekten çok jenerik videolar hazırlayan youtuberlar var. Onların yanında videolarım kalitesiz ve sönük kalabilir. Bu yüzden video edit kısmında bana destek verecek bir arkadaş çıkarsa böyle bir projem var. Daha sık görüşmek dileğiyle, iyi bloglar
Keyif alarak okuduğum bir yazı.Kaleminize sağlık.Niş konulu bir blog dediğiniz en çok pazarlama bloglarında ve teknoloji bloglarında para kazandırıyor.Benim bloğumda da tek konu hakim.İsminden de anlayacağanız üzere “Kitap” Ancak ülkemizde okuma oranını düşünecek olursak bizim blog yazarak para kazanmamız haliyle çok zor.Para kazanmadım mı? Elbette kazandım.Ancak sabit bir gelir değil tabiki.Bir kısmı bumerangdan bir kısmı reklam verenlerden bir kısmı da yeni yazarlardan.Yani kitaplarını okuyup yorumlayarak diyelim.Kazanılan miktar devede kulak tabiki:) Amacım hiçbir zaman para kazanmak olmadı tabi ki ama az da olsa kazansak fena olmaz:) Ocak ayında 5.yılımı dolduruyorum bende.Blogspot uzantılı sitemi 1 aydır com olarak kullanıyorum.Değerler uçtu tabi ama sorun değil.İlerleyen zamanlarda belki biz eebiyat blogları da gereken değeri görürüz Bol kazançlı günleriniz olsun;)
Umarım maddi-manevi tatmin edici değerlere ulaşırsınız. 5 Yıl çok güzel bir süre. Başarılar dilerim
merhaba, ben yazılarıma yeni başladım günde 40-50 okuyan var. kitapcumhuriyetim in dediği gibi sosyal konularda ya da edebi konularda yazmanın getirisi olabilir mi? sonuçta ortada ciddi bir emek var. Bir de hocam bu işlerin vergi maliye durumları sorun olmuyor mu. Teşekkürler.
Merhaba, bende 2 aydır blog yazmaya başladım umarım sonum hayırlı olur. 🙂
güzel ve eğlenceli bir makale olmuş elinize yüreğinize sağlık. Parti kurarsanız oy veririm 😀
Ben kitap yazmak istemiyorum. Ama küçüklüğümden bu yana hep, bildiklerimi insanlara aktarmayı ve insanların da benden birşeyler öğrendiğini bilmek, ya da bildiklerimle, yaşadıklarımla insanların hayatına birşeyler kattığımı görmek beni mutlu etmiştir. Ben de kendi blogumu yazmak istiyorum. Ama sizin de söylediğiniz gibi aklımdaki sorular… nerden başlayacağımı bilmiyorum açıkçası.. konularım belli aslında. Ama ama’larım bitmek bilmiyor 😉
Bu arada ilk ikiye evet..
Siz hayalinizi erteledikçe birileri blog yazarlığında profesyonelliğe terfi ediyor ve tam da sizin hayal ettiklerinizi gerçekleştiriyor. Bence biryerlerden başlamak için bugünden daha iyi bir zaman yok. Ertelemeyin. Umarım benden daha iyi bir blogger olur benden daha iyi bir bloğa sahip olursunuz. Teşekkürler
😁 bunları söyleyeceğinizi tahmin etöiştim nerden estiyse. Size yorum attığım gün yazmaya başladım. Sizin gibi bencil olmayan insanlarla karşılaşmak güzel. Güzel dilekleriniz için de teşekkür ederim. Hayatınızda hep en iyilerle olun.
Sizin gibi-den sonra virgül var sanırım. Yanlış olmasın da 🙂 Teşekkür ederim
Merhaba. Bloğunuzu ilk kez görüyorum ve ilk okuduğum yazınız bu oldu. Ben ki okumaktan sıkılan bir insan sonu nasıl geldi anlamadım. Şimdiden sık kullanılanlarıma ekledim 🙂
Bu güzel haber 🙂 Daha sık görüşmek dileğiyle, iyi bloglar
Güzel fikirmiş gerçekten..Bu fikir etkiledi biraz beni çünkü benşm de kitap yazmaya niyetim var. Bakalım belki de sizin yolunuzdan giderim.teşekkürler
Sizin için hayırlısını diliyorum.
Mrb yardmnz lazm ben blog açmak yerine yazılarmı metinlerimi insanlara duyurmak istiyorum bunu nasl başarabilirim
Merhaba,
Blog yazmayı reddederek yöntemlerden birini elemiş oluyorsunuz. Peki insanlar sizin yazılarınızdan nasıl haberdar olacak? Nerede bulacaklar sizi? Neden okuma ihtiyacı hissedecekler? İşte bu sorulara yanıt bulmanız gerekir.
Yazdığınız metinleri insanlara duyurmanın tek yöntemi blog yazmak değil tabi ki. Kitap yazabilirsiniz, sosyal medyayı kullanabilirsiniz, başkalarına ait web sitelerinde yazılarınızı yayınlatabilir veya e-kitap yazarak insanlara elektronik ortamlarda dağıtım yapabilirsiniz. Başka yöntemler de vardır fakat asıl cevaplanması gereken soru şu:
-İnsanlar sizin yazılarınıza nasıl ulaşacak?
Bu soruyu yanıtlamadan önce şunu da değerlendirmek gerekir:
-Yazılarınızı duyurmanın size ne faydası olacak?
Eğer bunu bir gönüllülük olarak değerlendiriyorsanız çeşitli maaliyetlere katlanmanız gerektiğini de bilmelisiniz. Kısacası reklam bütçesi diyelim.
Açıkçası, “Metinlerimi insanlara duyurmak istiyorum” şeklindeki talebinizi net anlayamadım. Metinleri insanlara duyurarak neye ulaşmaya çalışıyorsunuz?
Sevgili Hızlı Adam,
Bu güzel yazı ve bilgi paylaşımınız için teşekkürler..
Bende 2011 den beri bloggerdayım. Ama sizin gibi üzerine düşüp, yeterince emek harcamamışım onu farkettim yazınızı okuyunca..Bir farkındalık oluşturdunuz yani teşekkür ederim 🙂
Bloğa reklam almak zor bir iş mi? Ya da tanınmak için ve google da üst sıralarda yer edinebilmek için hangi sıklıkla yayın yapmak gerekir? ‘ .com ‘ uzantılı bir siteye sahip olmak şart mıdır bu bahsettikleriniz için?
Şimdiden teşekkür ederim, başarılarınızın katlanarak devamı dileğiyle..
Merhaba Ayşe hanım,
Bu çok geniş bir konu ama kısaca şöyle özetlemek isterim.
1- Haftada 1 veya 2 yazı ama periyodik aralıklarla ve tamamen özgün (%100 özgün) hazırlarsanız çok faydasını görürsünüz.
2- Google’da üst sıralara çıkmanın en iyi yolu 1 maddeye uymaktır. 1. maddeye uyduktan sonra TEMEL SEO KURALLARI konusunu bir araştırın. TEMEL SEO KURALLARI’nı öğrenmeniz 1 gününüzü alacaktır. Uygulaması ise gayet basit.
3- Reklam almak zor değil. Siz bir şey yapmasanız bile reklam verenler sizi bulup teklif ediyorlar ancak bloğunuzda reklam aldığınızı belirten ibareler olmalı. Mesela REKLAM başlıklı bir sayfa ve reklam koşullarından bahsedebilirsiniz. İLETİŞİM sayfanız muhakkak olmalı. Sitede bazı alanları BANNER alanı olarak işaret edebilirsiniz.
4- .com uzantısı her zaman daha şık durur. Benim tavsiyem blogspot vb uzantıları url’den kaldırmanızdır.
Umarım bu anlattıklarımı uygular ve faydasını görürsünüz